Kayıtlar

Bloga ve yazılara veda...

Yıllardır içimde akıp durur şu cümle: “Hiç kimse sınanmadığı günahın masumu saymasın kendini.”

Doğrusu şu ki, sınanmamış insan çiğ insandır, kıvamını bulmamıştır. Hata ederek de olsa kıvamını bulana aşk olsun. Ayağı kayıp düşerek de olsa, dönene helal olsun. Başını duvarlara vurup da kendine gelene helal olsun. Sınanmamış adam, kalite kontrolünden geçmemiş araba gibidir. Düzgün duruşu şimdiliktir ve naylondur. Virajlarda savrulabilir, yokuşlarda freni tutmayabilir, zorlanınca yoldan çıkabilir. Hata yapmamış adam rüzgâr yememiş, kış görmemiş ağaç gibidir. Dik duruşu sahtedir. Zorlanırsa dalları kırılabilir, yerinden oynayabilir.

Koca bir ömür bıraktım arkamda. Otuzbeşli yaşların eşiğindeyim. Yetişkin ve günahları olan bir insanım. Öyle ki, bazen bana hayranlıkla bakan oğlumun masum gözlerinin içinde erimeyi delicesine istediğim oluyor. Geçmişimi üzerimden kirli bir elbise gibi sıyırıp yürümek istiyorum. Kulları şahit kılmak men edilmeseydi eğer, yaptıklarımın hepsini açıkça anlatıp baş…

Giderim...

Resim
Onun için kibarca söyleyebileceğim iki satırlık söz var sadece..

“Öyle korkaktı ki, yaparken utanmadığı şeyi söylemeye cesaret edemedi..
Öyle acınasıydı ki, yenisini bulmadan eskisinden ayrılamadı..”



Dizilerde olur ya; genelde başrollerin konuştuğu / dert yandığı böyle bilge balıkçılar falan, öyle bir insan olsaydı konuşabileceğim sadece şunu sorardım:

“Birinin mutsuzluğu üzerine mutluluk kurulur mu balıkçı..?”

Bir gün ya da bir iki saat...

Boş boş konuşmak istiyorum.. Gevezelik etmek istiyorum..
Bir grup insan oturalım böyle olmayacak şeylerden bahsedelim.. Rüyalar, hayaller, kitaplar, müzikler,.. herşey olur.. Ama hiç bir cümlenin sonuna inşallah maşallah eklemeden konuşalım..
Temennilerde bulunmayalım.. Dilekler dilemeyelim.. Hatta mantıklı bile konuşmayalım.. İki cümleden biri diğerine benzemesin uyumlu, alakalı olmasın..
Hiç durmadan konuşalım.. Nefes almak için bir de arada karşıdakini dinlemek için susalım.. Ama sadece öylesine bir susmak olsun bu dinlemeyelim ne diyormuş diye..
Kaygılarımızdan bahsetmeyelim.. Dünü, yarını düşünmeyelim..
Rahat rahat konuşalım ama.. Karşımızdaki söylediklerimize alınır mı şeklinde bir tedirginliğimiz olmadan.. Hoşgörüsüz olalım, saygısız olalım ama samimi olalım.. Gerekirse sövelim özür dilemeyelim.. Nefretimizi, sevgimizi neyimiz varsa saklamadan dökelim..
Biri duyarmış taşırmış düşünmeden atalım içimizde ne varsa.. Hiç bir soruya kısa cevaplar vermeyelim.. Evet, hayır, olmaz, peki, tam…

Sıkıntı.. Bırak peşimi!

İletiler toplamı gibi değil mi hayatımız (?)
Güzel bir gün geçiriyorsak kimse engel olamaz bunu facebook, twitter, messenger gibi mekanlarda paylaşmamıza.. Paylaşma isteği duyarız çünkü içimizde kocaman, durdurulamaz bir biçimde..
Çok gizli bişeyse hemen örteriz üstünü.. Sadece anlaması gerekene bir mesajdır bu o zaman.. Bazen ulaşır yerine bazen de takılır engellere..
Bişey iletmek istediğimizden değil de sadece beğendiğimiz bir söz olduğunda da aynı mekanları kullanırız.. İşte o zaman devreler karışır biraz..
Üzerine alınır bazıları deli olurum..

Niye böyle başladım ki bu yazıya? Devam edemeyeceğim sanırım bu şekilde.. Resmi oldu sanki biraz..
Hayatımda olan bitenden bahsedeyim ufacık.. Umrunuzda değil biliyorum sadece ben paylaşmak istiyorum..
Yoruluyorum bugünlerde biraz.. Bedenen değil ama.. Duygularım, düşüncelerim yoruyor beni en çok.. Bazen hiç hakim olamıyorum kendime.. Sinirime, dilime,kalbime,ruhuma.. Sürekli bir duygusallık hali mevcut üzerimde.. Nefret ediyorum kendimden böyleyk…

Ne dinliyorum?

Zaman zaman bazı şarkılar bize hitap eder ruhumuzun derinliklerine işler ya işte o şarkılar bizimdir o an..
Kimin yazdığı kimin söylediği ilgilendirmez beni sahiplenirim her şeyiyle bana aitmiş gibi.. Bıkana kadar dinlerim.. Etrafımdakiler genelde benden önce bıkar zaten bu tavrımdan dolayı sonuçta benim hoşuma giden bi şarkıyı onlar beğenmek zorunda değil..
Ama bazen takılmam bunlara hiç açarım son ses bağırtırım dahası rezil sesimle eşlik ederim bi de ohh var mı daha büyük bi keyif..
Bencilce gelcek ama bazen rahatlamanın en iyi yolu başkalarını rahatsız etmektir.. Hımm bunu tavsiye etmelimiyim bilemedim şimdi..
Bu yazıya böyle abuk sabuk öğütler vermek için başlamamıştım ama kayboldum gittim yine.. Neyse şarkı paylaşmaktı amacım daha doğrusu klip.. Ben bu ara bunları dinliyorum.. Siz de izleyin, dinleyin..

Biz hiç beceremedik Sevmeyi de Terketmeyi de

Alistim Susmaya

Sensiz Istanbul'a Dusmanim

Belki Bir Gun Ozlersin

Durma Yagmur Durma

Sen Gidiyorsun

Sustuklarin

Çok seviyorsun değil mi?

O bir şey anlatırken suratının her bir milimini incelemekten ne dediğini anlamıyorsun.
Bu yüzden hep gülümseyerek cevap veriyorsun.
Bazen aptal olduğunu düşünüyor.
Biliyorsun, umurunda olmuyor.
Hem ona söylesen anlayabilir mi ki?
“Seni izlemekten ne dediğini anlayamıyorum. Gözlerin kelimelerini örtüyor. Dudakların. Parmakların. Saçların.”
Kalabalıkta yürürken, ayrı yürümeyin diye omuzundan hafifçe tutarken neler hissettiğini.
Gece başını yastığının yerine, onun omuzuna koymak için her şeyi verebileceğini nereden bilebilir ki?
Onun kokusundan başka kokuyu istemediğini, burnunu sızlattığını.
Yanına giderken binlerce kıyafet değiştirdiğini, en sonunda eline geçen ilk şeyi giydiğini.
“Nasıl gidiyor?” diye sorduklarında “Kötü gidiyor. Bilmiyor, hiçbir şeyi bilmiyor. Anlamıyor. Hissetmiyor. Öldüğümü göremiyor” demek yerine “İyi gidiyor” deyip geçiştirdiğini ve bunu derken içinde ne fırtınalar koptuğunu.
Bazen yataktan kalkıp, bir bardak su niyetine onun fotoğraflarına baktığını. Susuzluğunu giderdiğin…

Dilim tükeniyor...

ağacından dökülmüş cümleler topluyorum sana
sevgimi hasretimi özlemimi sunuyorum yanımda
dönüp ardına bakmadan giderken sen
arkandan sular döküyorum
her şimşekte korkuyorum
içeme gömülüyorum
seni arıyorum
sessiz çığlıklarım var gün batınca uyanan
hapsedilmiş gözyaşlarım..
geceleri uyumamam ondan
aklımın tek işisin sen
izne ihtiyacım olunca üzerini dolduruyorum
susuzluktan yanarken boğazım
yine aklıma esişin sanıyorum
isyanlarım acımın büyüklüğünden
haykırışlarım bastırılmış..
müziği son ses açarken
yüreğimin sesini kısıyorum
sana sesleniyorum her dakika içimden
sadece bir kez cevap versen.....

öyle dolusun ki içimde
yazarsam atarım belki diyorum
cümleler biterken gözlerinin içine bakıyorum...

dilim tükeniyor ölüyorum gitmiyorsun..